Ana Sayfa AGEB AGEB -AVRUPA GÖÇMEN EMEKÇİLER BİRLİĞİ KURULDU

AGEB -AVRUPA GÖÇMEN EMEKÇİLER BİRLİĞİ KURULDU

GÖÇMEN MÜCADELESİNDE 47 YILLIK GELENEK VE DENEYİMİN YENİ ADRESİ: AVRUPA GÖÇMEN EMEKÇİLER BİRLİĞİ – AGEB

Göçmenlik; sosyal, ekonomik, coğrafi ve toplumsal koşulların dayattığı bir zaruret olarak gerçekleşir. Bu zaruret genelde çileli, zorlu, umut ve umutsuzluk ikileminde harcı gözyaşı olan bir süreç şeklinde işler. Bu süreçler kapitalizm ve emperyalizm çağında temelde yüksek kâr hırsına dayanan askeri işgaller, pazar kapma ya da genişletme savaşı, ulusal temelde boğazlaşma ya da ezen ulusların zalimane baskısı, ucuz iş gücü biçiminde gerçekleşir.

Göçmenler tarihsel olarak her zaman geldikleri toplumda ezilen bir katman olarak kalmıştır. Göçmenlerin ekonomik, sosyal, siyasal hakları değişir, gelişir, ilerler; “sosyolojisi” ve çelişkileri kuşaklar boyunca farklılaşır ancak esasta “göçmen” kimliği “boynunda bir günah” gibi asılı kalır; belli zaman ve koşullarda mutlaka karşısına çıkar. Bulunduğu toplumsal yapının dışında olduğu anımsatılır.

Göçmen emekçiler tarihin her döneminde daha güçlü ekonomik, siyasal ve sosyal çelişkiler yaşamaktadır. Daha fazla örgütlenmeye ihtiyaç duymaktadır. Hiç kuşkusuz sadece ekonomik, siyasal temelde değil kültürel ve sosyal örgütlenmelere de daha fazla yatkındır. Bu anlamda örgütlenmeye daha müsait maddi koşullara sahiptir.

Avrupa son yüz yılda ekonomik, siyasi nedenlerle yoğun göç alan bir bölge durumundadır. Türkiye ve T. Kürdistanı topraklarından da Avrupa’ya son 70 yılda yoğun bir göç akını söz konusudur. Bugün dört kuşağın yetiştiği bir kitle söz konusudur. Yaklaşık 4 milyon Türkiye ve T. Kürdistanlı göçmen Avrupa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 45 yıllık bir göçmen mücadelesi de söz konusudur.

Bizler de 1972’de İbrahim Kaypakkaya’nın tarihsel manifestosu ve geleneğinin sürdürücüleri ve takipçileri olarak 47 yıllık kesintisiz mücadelemizi Avrupa cephesinde ve göçmeler içinde de sürdürüyoruz. Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa, Hollanda, İngiltere, Belçika ve daha bir çok Avrupa ülkesinde Türkiye ve T. Kürdistanlı göçmenler içinde faaliyetlerimizi örgütledik, örgütlemeye devam ediyoruz. Uzun yıllardır bir çok federasyon, dernek ve komite ile ATİK bünyesi altında faaliyetlerimiz söz konusudur. 2017 Nisan ayında, Partizan içindeki tartışmalara paralel olarak ATİK içinde de sağcı, tasfiyeci, kitle örgütlerini her şey gören sivil toplumcu bir anlayış boy vermiştir.

Genel siyasi çizgisi sağcı, örgütsel çizgisi sol sekter olan bu anlayış ATİK içinde güç ve olanaklarını kullanarak, bir dizi hileli yöntem ve hizipçi yaklaşımla kitle örgütünde yıkıcı bir siyasal faaliyet göstermiştir. İTİF, ATİGF gibi büyük ve önemli federasyonları, bir çok komiteyi, gençlik ve kadın ülke komitelerini, egemen oldukları derneklerde faaliyet yürüten kişileri sistematik bir tasfiyeye yönelmiştir. Kitle örgütünde sıkı bir disiplin anlayışı ile muhalefeti engellemeye, baskılamaya çalışmıştır. Buna prim verilmediği noktada hukuksal tedbirleri kılıç olarak sallamaya çalışmıştır. Nihayetinde Nisan 2017’de ATİK içindeki kurduğu egemenliği 2017 Aralık’ında hukuksal tasfiyeye çevirmeye çalışmıştır. Federasyonları, komiteleri, kadın ve gençlik faaliyetlerini bu anlayış dışına atmaya çalışmış ve hukuki tedbir koymuştur.

İşte bu faaliyetçiler ve örgütlenmeler bir süredir Avrupa çapında faaliyetlerini nasıl ve hangi çatı altında toplayacağına dair tartışmaları yürütmüş, örgütlemiş ve gelinen aşamada sonuçlandırmıştır.

ATİK kurucu kadrolarının da içinde olduğu bir çok eski ATİK yöneticisi, konsey ve denetim üyesi, ATİF-İTİF-ATİGF yöneticisi, kadın ve gençlik yöneticisi ve faaliyetçisi bu sürecin sürükleyici öznesi olmuş, en geniş kesimle fikir alış verişi yaparak süreci sonuçlandırmıştır.

Avrupa’da çok çeşitli ülkelerdeki federasyon, komite ve göçmen faaliyetlerini ortaklaştıracak bir çatı örgütlenmesi ihtiyacı tespit edilmiştir. Alanlarda yoğunlaşmayı sağlayacak, bürokrasiyi minimuma indirecek, Avrupa gerçekliğine ve örgütlülük gücüne uygun olacak şekilde bir örgütlenme modeli arayışına girilmiş ve bir anlayış birliği nihayet yakalanmıştır.

AVRUPALI GÖÇMEN EMEKÇİLER BİRLİĞİ şeklinde isimlendirdiğimiz bir örgütlenmeyi kurmuş bulunuyoruz. Göçmen emekçileri örgütleme, hak arayışında daha ileri taşıma, devrim istem ve taleplerini örgütleme, Türkiye devrimci demokratik mücadelesinde daha etkin kılma, Avrupa’daki sınıf mücadelesine en ileri düzeyde dahil etme hedef ve amacından sapmadan yeni bir isimle, yeni bir örgüt modeli ile yolumuza devam ediyoruz.

Tüm demokratik ilerici göçmen örgütlenmeleri mücadelemize güç katmaya, parçamız olmaya davet ediyoruz. Hem kendimizi daha güçlü örgütleyeceğiz, hem var olan örgütlemeleri çatımız altında toplamaya çalışacağız. Tüm göçmen emekçileri örgütlenmemize destek olmaya, programımız ekseninde örgütlenmeye ve bir adım daha ileri çıkarak özgürlük mücadelesine dahil olmaya çağırıyoruz.

AGEB Kuruluş Koordinasyonu

Mart 2019

 

AGEB Programı:

Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği – AGEB
Verband der Werktätigen MigrantInnen in Europa

Logosu:

 

 

Kuruluş Tarihi: Mart 2019

Kuruluş Yeri: Frankfurt – Almanya

Niteliği:

AGEB; kapitalizme, emperyalizme, faşizme, feodalizme ve ırkçılığa karşı mücadele yürüten bir örgütlülüktür.

AGEB; göçmen örgütü olarak, esasta Avrupa’da yaşayan çeşitli milliyetlerden Türkiyeli göçmen işçi ve emekçilerin ekonomik, demokratik, akademik, kültürel, sosyal, siyasal talepleri için yürütülen mücadeleleri ortak temelde birleştiren bir amaç taşır.

* Emperyalist Tekeller ve Avrupa Birliği:

Özellikle 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrası ekonomisi ve nüfusu ciddi düzeyde tahrip olmuş Avrupa’da, tekeller yeniden dünya pazarlarında etkin olmak ve rekabet etmek için,  dışardan iş gücüne ihtiyaç duydular.

Ucuz iş gücü olarak getirilen işçiler, yoğun bir sömürüye maruz kaldılar. Avrupalı emperyalist tekeller yüksek kârlılığı sağlamak, pazar alanını genişletmek için mal, hizmet ve iş gücü dolaşımını “serbest” bırakacak düzenlemelerle güçlerini birleştirme ihtiyacı duydular.

Emperyalist tekellerin çıkarlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak, Avrupa Birliği politikaları ile gümrük duvarları ve sınırların kontrollü olarak “kaldırılmasını”, ortak para birimine geçişin gerçekleşmesini sağlamıştır. Burada söz konusu olan durum,  tekellerin önündeki tüm sınırların kaldırılmasından ibarettir. Kalkan sınırlar ve özgürleşme halk için değil sermaye ve metaların dolaşımı içindir. Bu anlamda oluşturulan bu birlik; işçi-emekçileri daha fazla sömürmek ve baskı altında tutmak için ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği ezilen işçi ve emekçilerin lehine bir birlik değil, ona düşmanlık içeren bir birliktir. Anti-emperyalist, anti-kapitalist ve anti-faşist bir kitle örgütü olan AGEB, AB projesini, emperyalist sermayenin birliği olarak görür ve buna karşı mücadele eder.

*Avrupa’da Göçmenlik ve Göçmenler:

Ucuz iş gücü olarak Avrupa’ya gelen/getirilen göçmen emekçiler, geçtiğimiz 70 yıllık süreç içerisinde değişimlere uğradılar.

Göçmen işçi ve emekçiler, çeşitli nedenlerle gerçekleşen göçün belli bir evresinden sonra, ulusal, etnik ve kültürel özelliklerinde ciddi değişimler yaşadı. Sonraki süreç, göçmenleri kendi içlerinde çözülmeye ve içinde yaşadıkları yeni toplumsal koşullar “bütününün bir parçası” olmaya doğru evirdi. Bu süreç, göçmenleri ya bulundukları ülkenin yerli halkıyla bütünleşmeye ya da kendi içine kapalı yalıtılmış küçük bir topluluk olarak varlıklarını sürdürmeye götürdü.

Gelinen aşamada, Avrupa’da Avrupa vatandaşlığını kazanan Türkiyeli göçmen sayısı ciddi bir düzeydedir. Ancak Avrupa’daki dört milyon Türkiyeli göçmenin ezici çoğunluğu belli bir sosyal değişime uğrasa da, halen Türkiye vatandaşıdır, geldiği toprakların sosyal-siyasal-kültürel dokusunu güçlü şekilde taşımakta ve yeniden üretmektedir. Bir yandan geldiği ülke ile bağlarını bir şekilde sürdüren, diğer yandan yerleştiği ülke ile bağlarını giderek derinleştiren bir gerçeklik söz konusudur. Bu durum “göçmen emekçilerin” çelişkilerini çok katmanlı ve karmaşık hale getirmektedir. Bu aynı zamanda yeni bir “göçmen sosyolojisi” ve doğal olarak bir toplumsal katman anlamına gelmektedir. Göçmen politikasının bu gerçekliği gözeterek ele alınması zorunlu olmaktadır.

Avrupalı emperyalistlerin  70 yıl geçmesine, ekonomik-kültürel ve sosyal değişime rağmen, hala göçmenliği kabul etmemesi ve “yabancı” olarak görmesi söz konusudur. Yaşanan işsizlik ve yoksulluğun faturası göçmenlere kesilmekte, bilinçli olarak ırkçı söylemler geliştirilmektedir. Egemen sistem göçmen emekçileri kendi halkı üzerinde gerçekleri çarpıtarak, manipülasyon yapmak için kullanmaktadır.

AB emperyalist devletleri dönem dönem ırkçılığı dönem dönem de “burjuva demokrasisi”nin tanıdığı hakları çıkarları gereği göçmen politikası olarak kullanmaktadır. Nihayetinde her ikisinde de göçmenlerden azami ekonomik ve siyasi fayda sağlamak, kendi toplumsal yapısını bu eksende yönetmeyi amaçlamaktadır. Ancak ırkçılığı körüklese de “demokratik hakları eksik etmese” de emekçilere ve göçmenlere yönelik düşmanlık politikası değişmemektedir. Bu temelde, göçmen işçi ve emekçilerin, bulundukları ülkelerde yerli sınıf kardeşleri işçi ve emekçilerle birlikte “esas düşman”ları olan sömürücü egemenlere ve onların uşaklığını yapan  hükümetlere ve  gerici yasalara karşı birlikte, ortak mücadele platformlarında omuz omuza mücadele etmesi görevi ile karşı karşıyadır.

*TEMEL AMAÇLAR VE HEDEFLER:

AGEB; Avrupa’da yaşayan Türk, Kürt ve çeşitli milliyetlerden Türkiyeli işçi ve emekçilerin  ekonomik-demokratik  hakları yanında tam hak eşitliği için mücadele yürütür. Göçmen işçi ve emekçilerle yerli işçi ve emekçilerin sınıf kardeşliğini ve dayanışmasını savunarak,  egemen burjuva sınıfların  her türlü baskı ve sömürüsüne karşı birlikte mücadele etmeyi görev bilir.

AGEB; göçmenlikten kaynaklı olarak kısıtlanan politik, hukuksal, sosyal hakların, çalışma ve  ekonomik koşullarının iyileştirilmesi için mücadele eder.

AGEB; Avrupa ülkelerinde uygulanmakta olan, entegrasyon (uyum) politikaları olarak sunulan ve bu temelde asimilasyonun farklı bir versiyonu olan bu anlayışa ve bunun her türlü hukuksal düzenlemelerine karşı mücadele yürütür. Farklı kültürler, diller ve inançlar üzerinde çeşitli baskı ve sınırlama yoluyla egemen kültüre ve sisteme uyumu amaçlayan ve farklılıkları-özgünlükleri kabul etmeyerek yok etmek isteyen politikaları reddeder. Farklı dil, din, kültürden olan halkların karşılıklı saygı temelinde birlikte ve eşit koşullarda yaşama hakkını savunur ve bunun için mücadele eder. Tüm ırkçı ve ayrımcı yasaların kaldırılması için mücadele eder, yerli ve göçmen halkların eşit hak ve siyasal katılımcılık hakları için mücadele eder.

AGEB; göçmenlerin ve emekçilerin her türlü demokratik, ekonomik, sosyal-kültürel mücadelesini destekler. Göçmenlerin ana dilde eğitim, çifte vatandaşlık, politik katılımcılık (seçme – seçilme), serbest dolaşım, çalışma ve eşit işe eşit ücret, aile birleşimi hakkı vb. gibi en önemli eşitlik taleplerinin kazanılması için aktif mücadele yürütür. Bu anlamda; eşitsizlikler yaratan ve var olan eşitsizlikleri derinleştiren devlet ve hükümet politikalarına, yasalara ve uygulamalara karşı mücadele yürütür.

AGEB;  mültecilere yönelik artan ve giderek ağırlaşan yasa ve uygulamalara karşı çıkar; siyasal, sosyal ve ekonomik iltica taleplerinin kabul edilmesi için mücadele yürütür. Göçmenlerin ve mültecilerin konut ve barınma sorununun çözümü için mücadele eder, toplumsal yaşamdan tecrite neden olan kamplar yerine mültecilerin ve sürgünlerin  sağlıklı sosyal iletişim ve toplumsal yaşama katılımı sağlayan barınma koşullarını savunur.

AGEB; göçmen emekçilerin yaşadıkları veya geldikleri ülkelerde uygulanan zorunlu askerlik görevine karşı çıkar. Askerlik görevinin zorunlu hale getirilmesine  ve yasalara karşı çıkar. Vicdanı ret başvurularının demokratik bir  hak olarak kabul edilmesini savunur.

AGEB; emperyalist-kapitalist emek sömürmesine, işçi sınıfının sendikasızlaştırılmasına, taşeronlaştırmasına esnek çalışma sistemine ve güvencesizleştirilmesine karşı çıkar ve buna karşı aktif mücadele yürütür .

AGEB; kadınların maruz kaldığı sınıfsal, ulusal, cinsel baskı ve sömürüye karşı mücadele eder. Cinsiyet ayrımcılığına, cinsel sömürüye, kadın bedenine yönelik metalaştırma saldırılarına  karşı mücadele yürütür. Kadınların politik katılımcılık, toplumsal eşitlik, fırsat ve temsiliyet eşitliği  için “pozitif ayrımcılık” ilkesini benimser. Kadın emeğinin erkek egemen anlayışla bir kez daha baskıya maruz kalmasına karşı “eşit işe eşit ücret”i savunur ve bu doğrultuda mücadele eder. Siyasal, ekonomik ve toplumsal tüm yaşam alanlarında cinsiyetler arası eşitsizliğe karşı çıkarak, özellikle erkek egemen sistemin kadınlara yönelik her türlü şiddetinin ortadan kaldırılması için mücadele eder. Cinsel kimliğin mutlak özgürlüğünü savunur. LGBTİ+’lara yönelik baskılara ve yasaklara karşı çıkar.

AGEB;  göçmen işçi ve öğrenci gençliğin  sosyal-kültürel-akademik-demokratik hak ve talepleri için mücadele yürütür. Gençlere  yönelik yozlaştırma, uyuşturma, kimliksizleştirme politikalarına karşı çıkar ve mücadele yürütür. Genç kuşakların ücretsiz eğitim, örgütlenme ve eşit ücretle çalışması yanında, kültürel-sanatsal-sportif aktivite vb. haklarını savunur.

AGEB; çocuk işçi çalıştırılmasına ve çocuk emeğinin sömürülmesine karşı çıkar. Çocuk haklarının güvenceye alınması için mücadele eder.

AGEB; çocukların her türlü saldırıdan korunması, yaşam haklarının ellerinden alınmaması için ve yine  çocuklara yönelik cinsel ve duygusal istismara karşı  mücadele eder.

AGEB; canlıların, doğanın ve hayvanların korunmasına yönelik çabaların içinde olur.

AGEB; emperyalist-kapitalist sistemin doğayı ve doğada olan tüm varlıkları metalaştırarak sömürmesine, doğanın tahrip edilmesine, ekolojik dengenin bozulmasına ve çevrenin kirletilmesine karşı çıkar, doğayı ve ekosistemi koruma mücadelesi yürütür.

AGEB; eşitlik, özgürlük, bağımsızlık yolunda süren ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelelerini destekler ve savunur.

AGEB; emperyalistlerin ve uşakları devletlerin, ezilen uluslara yönelik milli baskı politikalarına karşı çıkar, ulusların tam hak eşitliğini savunur. Ezilen ulusların özgürlük mücadelelerini destekler.

AGEB; emperyalist rekabetten ve pazar kavgasından kaynaklı ezilen dünya halklarına karşı dayatılan işgalci, yağmacı, gerici haksız savaşlara karşı çıkar  ve mücadele eder.

AGEB; baskı ve sömürüye karşı, özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesinde siyasal çalışmaları kısıtlanan, özgürlükleri ellerinden alınan politik tutsaklara sahip çıkar ve onlarla dayanışma içinde olur. Her türlü işkence ve kötü muameleye karşı çıkar ve  son verilmesi için mücadele eder.

AGEB; Avrupa ülkelerinde çıkarılan devrimci, demokratik mücadeleleri baskı ve abluka altına alarak, kriminalize etmeyi amaçlayan gerici “Terörle Mücadele Yasalarının” kaldırılması için mücadele yürütür.

AGEB;  dünya işçileri ve halkları arasında ayrımcılığı körükleyen  her türden ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele ederek ezilenlerin sömürüsüz, baskısız, sınırsız, sınıfsız ve özgürce yaşayabileceği, toplumsal üretimin adaletli paylaşıldığı özgür bir dünya yaratma mücadelesini savunur ve  destek olur.

AGEB; işçi ve emekçilerin üretim süreci içerisinde örgütlenmesine yönelik çalışmalar yürütür. İşçi sendikalarına yönelik politikasını hakim hale getirmeye çalışır, sarı sendikacılığa karşı, sınıfın çıkarlarına yönelik, sınıf bilincinin yaygınlaştırılmasına ve  sermayenin sömürü ve baskılarına karşı, yerli ve göçmen işçi emekçilerin birlikte mücadele etmesine yönelik çaba içerisinde olur, mücadele yürütür.

AGEB; yukarıdaki amaç ve hedefler için devrimci – demokratik  kurumlarla (parti, sendika, dernek, vakıf, kişi vb.) birlikte çalışmayı amaçlar. Ajitasyon ve  propagandada serbestlik ilkesiyle, eylem birlikleri yapmayı devrimci-demokratik güçlerle ortak hareket etmeyi benimser ve çabası içinde olur.

*BİLEŞENLERİ İLE İLİŞKİSİ VE KOORDİNASYONU:

-AGEB; programını benimseyen tüm örgütlenmeler (federasyon, komite, kadın ve gençlik örgütlenmeleri vs.) arasındaki koordinasyonu ve ilişkiyi iki yılda bir bu kurumların seçtiği “Temsilciler Koordinasyonu” aracılığıyla gerçekleştirir.

-Koordinasyon’da yer alacak tüm örgütlenmelerin temsilcileri kendi kurumların yetkili en üst organları tarafından belirlenir. Her kurum tek bir temsilci ile Temsilciler Koordinasyonu’nda yer alır.

-AGEB’e bağlı tüm örgütlenmeler, AGEB programı doğrultusunda kendi politikasını, yönelimini gerçekleştirir. Örgütsel işleyişi ilgili örgütlenmelerin belirlenmiş tüzüğü doğrultusunda gerçekleşir.

-Temsilciler Koordinasyonu, AGEB adına merkezi açıklamalar yapma, merkezi eylem birliklerinde temsil etme görevi ile yükümlüdür.