Ana Sayfa Avrupa ATİK’ İ BÖLDÜRTMEYECEĞİZ! BAŞARAMAYACAKSINIZ! BİRLİK-MÜCADELE-BİRLİK!

ATİK’ İ BÖLDÜRTMEYECEĞİZ! BAŞARAMAYACAKSINIZ! BİRLİK-MÜCADELE-BİRLİK!

 

8-9 Nisan tarihinde ATİK 24. Kongresi gerçekleştirildi. Avusturya, İsviçre, Fransa ve Yunanistan delegeleri ve bir kısım izleyici kongrenin son saatlerinde demokratik tepkilerini göstererek kongreyi terk ettiler.

“Kongrenin son saatlerinde aşağıda imzası bulunan federasyon ve komitelerin delegeleri olarak Kongreden çekilmek zorunda bırakıldık.” diye yapılan  açıklamada şunlara yer verildi.  “Türkiye’de yaşanan Özgür Gelecek Aksaray bürosu ile ilgili sorunun ATİK Kongresine taşınmasına, kongrenin taraf yapılması çabasına, ATİK bileşenleri arasındaki güvensizliği körüklemeye, gerginliği arttırma tutumuna  ve bölücü eğilimlere karşı ATİK’İ BÖLDÜRTMEYECEĞİZ! BAŞARAMAYACAKSINIZ!” denilen açıklamada;

“Tüm ATİK bileşenlerini göreve ve uyanıklığa çağırıyoruz!”  denilerek, “Proletarya Partisi  saflarında yaşanan sorunları, demokratik kitle örgütlerine taşıyanların ve fısıltı yoluyla manipülasyon, abartı, dedikodu, ifşa ve iftira yolunda hiçbir etik kural tanımayanların pratiklerine tanık olunan 24. Kongremizde, bu yola tenezzül edenler neyin peşindedir? Bu yolla amaçlarını gerçekleştirmeye ve iktidar olmaya çalışanların nasıl bir demokratik kitle örgütü anlayışı içinde olduğu da bu vesileyle açığa çıkmıştır.“ denildi. Tüm uyarılara rağmen “çoğunluk delege bende” eğilimiyle istediğimi yaparım “tekçilik” anlayışıyla, olgun olmayan, kongre boyunca  böyle hareket eden dışlayıcı tutuma karşı, demokratik tepki koyan 35 civarında delege ve 30 civarında izleyici  bir protesto tavrı geliştirerek kongreyi terk ettiler.

ATİGF, İTİF Federasyonlarının tüm delegelerinin ve Fransa Reims, Paris, Strasbourg ve Yunanistan delegelerinin yanı sıra ATİK’e bağlı çeşitli kurum üyelerinin ortaklaştığı açıklamayı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

DEMOKRATİK KAMUOYUNA;

ATİK Üyelerine, Dost ve Müttefik Demokrat, Devrimci Kurumlara;

Son süreçlerde sizlerin de şahit olduğu üzere, Konfederasyonumuz bileşenleri içinde siyasal ve örgütsel sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunların giderilmesi için ayrılıkların değil, asgari müştereklerin öne çıkarılarak, demokratik zeminde çözümü yolunda, farklılıkları tolere ederek birlikte mücadeleyi büyütmenin her zamankinden daha fazla elzem olduğu bilinciyle hareket etmeye çalışıyor ve bunun için, ayrıştırıcı değil, birleştirici bir yaklaşımı bazı hata ve eksikliklerimizi de aşarak proletaryanın, emekçilerin, ezilenlerin mücadelesini büyütme yolunda, kararlılıkla bu tutumumuzu sürdüreceğimizi deklare ediyoruz.

Mao’nun  dünya işçi sınıfına ve ezilen halklara yönelik olarak “Bölünmeyin, Birleşin!” çağrısını rehber edinen, 45 yıldır  sınıf bilinçli proletaryanın bayrağını taşıyan bir geleneğin sürdürücüleri ve ardılları olarak, devrimcilik iddiası olanların ve proleter sınıf bilinci taşıyanların bu sorumlulukları taşıması ve buna uygun davranması gerektiğini belirtiyoruz.

Emperyalist barbarların ve gerici faşist devletlerin Ortadoğu coğrafyasında, ülkemizde, Avrupa’da  ve tüm dünyada işçi, emekçi ve mazlumlara yönelik saldırılarını artırarak sürdürdüğü bir kesitte; faşizme, emperyalizme ve gericiliğe karşı işçi ve emekçilerin, ezilen ulus ve halkların birlikte mücadelesini savunmak, sağlamak ve büyütmek; devrimci demokratik ilerici güçlerin asgari müştereklerde ortaklaşa birlikte mücadeleyi sürdürmeleri yönünde çaba harcamak ve katkı vermek; sorumluluk almak gerektiği bilinciyle sürece müdahale edilmesi gerektiğini bir kez daha yineliyoruz.

Değerli Dostlar, Yoldaşlar,

Bu hafta sonu gerçekleşen 24. Kongremiz, 23. Kongreden devredilen gerginlikle ve Proletarya Partisi içindeki sorunların yarattığı siyasal saflaşmanın iz düşümü ile başladı.

Kürsüden açık bir dille son sürecin 1., 2., 3. vs roundları içeren bir süreç olduğu, bu kongrenin de yeni bir round olduğu açık bir dille ifade edildi. “İlk iki rounda kaybettik ama şimdi kazanacağız” söylemi sürecin “etkili” siyasal özneleri tarafından ifade edildi. Kongreye bu ruh ve eylem halinin damgasını vurduğunu, bu yaklaşımla bir yüzleşme, hesaplaşma ve mücadele çizgisinin oluşturulduğunu gördük.

Kongre, ATİK 23. Dönem Konseyimizin seçilmesinden başlayarak  tüm faaliyetine kadar süreci “mutlak bir başarısızlık” olarak mahkum edilmesi üzerinden bir siyasal kodlanmışlıkla ele alınmıştır. Bu kodlanma hali, Konsey’imizin her faaliyetinin mahkum edilmesi tutumu ile sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Öyle ki Faaliyet Raporu’nun ciddi özeleştiri içeren karakterine rağmen, yürütülen başarılı sokağa dönük eylem ve mitingler, kamuoyuna yönelik panel ve sempozyum, gece, tiyatro vb. gibi etkinliklerin, siyasal tavır alışların  mahkum edilmesi; Siyasi Taslak’ın esaslı olarak eleştirilmemesine rağmen “RED” edilmesi; ve evet ATİK camiasında mali konularda “El-Emin” diye bileceğimiz bir yoldaşımızın kontrolündeki mali rapora dahi “şaibe” yaratacak yaklaşımlarla oylamaya götürtecek bir tutumu ibretle, üzüntüyle ve kaygıyla müşahede ettik. Özellikle Konfederasyonumuzun mütevazi bütçesi, bir önceki konseyden devraldığı borçları kapatması, yine konsey bileşenlerinin bir önceki bileşenlere göre üçte bir oranında bir gideri olması gerçekliği dahi hırslı, intikamcı yaklaşımı durdurmamıştır. Oldukça hassas olan bu konuyu gündeme getirmekten geri durmamıştır. Tarihe böylesi bir tabloyu kaydetmeyi başarmışlardır.

Öyle ki siyasi taslak raporunu reddeden kongremiz, önümüzdeki iki yıllık sürece nasıl bir siyasi perspektifle yaklaşacağını dahi belirleyememiştir!

Örgütümüzün en üst iradesi yönelim belirlemeden bir kongre gerçekleştirmiştir! Burada “şaşkınlıkla” tanık olduğumuz durumun vahimliğini anlatmak bizim için de oldukça güç olmaktadır. Politik yönelimleri olan, ezilenlerin mücadelesinde önemli bir mevzi olan konfederasyonumuzun kongresinde politik tartışma ve yönelimlere girilmemesi oldukça vahimdir. Öyle ki 23. Konsey tarafından hazırlanan siyasi taslağın, örgütümüze sirayet etmiş ve ideolojik-politik arka planı olan hataların aşılması, var olan “statüko”nun yıkılması anlamında önemli bir adım olmaya çalıştığı açıktır. Burada tamamen “alt etme” psikolojisine girmiş, “benden değilsen istediğini söyle, doğruluğunu tartışmam bile” noktasına kilitlenmiş bir anlayış ve ruh haliyle kongremizde politik tartışmalar yapılmamıştır.

Fakat 23.Konseyin hazırladığı siyasi perspektif kayıtlardadır, önümüzdeki iki yıl boyunca gerçekliğe ve sürecin eğilimine baktığımızda yeni seçilen Konsey’in bu perspektif dışında hareket etmesi hiç kolay bir iş değildir. Ancak biz bu sürecin takipçisi olacağız. Reddedilen siyasi perspektifin, süreçte yeni konseyin pratik-politik hattı ile reddedilmesi tutumunun uyumunu ve uyumsuzluğunu takip edeceğiz. Ve bu perspektife ret veren tüm yoldaşlarımıza önemle ve yoldaşça bir tavsiyede bulunuyor, bu perspektifle sürecin örgütlenmesindeki uyumu onların da takip etmesini istiyoruz. O vakit “RET”çi yaklaşımımızla yüzleşme koşullarını, fırsatını ve olanağını yakalamış olabiliriz.

Bu tartışmaların her biri olgun, seviyeli bir şekilde yapılmıştır. Konseyimiz tüm eleştirilere, toptan “mahkum edilme” çabalarına rağmen olgun ve delegeleri anlamaya çalışan bir tutum sergilemiştir.

Ancak kongrenin son saatlerine doğru haftalardır yapılan bir girişim ortamı germiştir. Özgür Gelecek Aksaray bürosu meselesi, ağır ithamlarla ve şiddet iddialarıyla  delegelerin kınaması talebiyle bir önerge  sunulmuştur. Delegelerin bir kısmı bunu kongrenin gündemi haline getirilmesini doğru görmediklerini belirterek, devrimci yapıların Türkiye’de yaşadıkları bir sorunu, ATİK gibi demokratik bir kurumun gündemine taşımanın siyasi gerginlikleri artıran, ayrıştırıcılığı körükleyen ve birlikte çalışmanın zeminini zayıflatan bir yaklaşım olduğuna dikkat çekerek önergenin geri çekilmesini; bir kısım delege ise bir komisyon kurularak tarafların dinlenmesi önerisi ile soruna yaklaşmıştır. Ancak divan, önergeyi oylatmada ısrarcı davranmıştır.

 

Bu konuya bir not düşecek olursak ;

24.ATİK Kongresi adına, 11 Nisan tarihinde www.atik-online.net sitesinde,

“24.ATİK Kongresinin Özgür Gelecek Dergisi Bürolarının Gasp Edilmesine İlişkin Bildirgesi“ başlığı ile yayınlanan bildirgede şu ibareler kullanılmıştır ;

„Bunu kabul etmeyenler; Özgür Gelecek Dergisinin savunduğu çizginin dışına çıkarak kendilerine ayrı bir yol çizdiklerini kamuoyuna deklare etmişlerdir. 10 Ocak 2017 tarihinden bu yana kendi yollarında yürüyenlerin, Özgür Gelecek Dergisini adeta kendi özel mülkiyetleri gibi görmeleri küçük burjuvazinin tipik bir davranışıdır.“

 

Oysa bir kaç Duisburg delegesi tarafından sunulan önergede aslında somutda yazılı bu ifadeler kullanılmıştır. „10 Ocak 2017 tarihi itibariyle saflarımızdan ayrılan bu sağ tasfiyeci, işgalci unsurların, Özgür Gelecek Dergisini adeta kendi özel mülkiyetleri gibi görmeleri küçük burjuvazinin tipik bir davranışıdır.“ Denmiştir.

Sonuc olarak oylamanın devamında gerginlik de tırmanmıştır. Haftalardır kimi derneklerimiz, kimi federasyonlarımız olay karşısında ağır ithamlarla tutumlarını almışlardır. Bu durum delegelere ve önerge sahiplerine hatırlatılmış, bu siyasal gerginliğin kitle örgütlerimizdeki yansımasını daha fazla tırmandırmama, soğukkanlı olma, kongremizin başarıyla sonuçlanmasını sabote etmeme çağrıları adeta yanıtsız bırakılmış ve tutumda ısrarcı davranılmıştır. Kongre delegelerimizin soruna  farklı farklı yaklaştığı adeta unutulmuş, meselenin politik muhtevasından kaynaklı kınama tutumunun güvensizliği ve gerginliği tırmandıracağı uyarıları dikkate alınmamıştır. Nihayetinde bu anti-demokratik, “çoğunluk elimdeyse her istediğimi yaparım” tutumu protesto edilerek kongre terk edilmiştir.

Son iki gündür yapılan protesto ile ilgili çeşitli açıklamalar ve yorumlar yapılmaktadır. Bu açıklama ve yorumların ne kadar gerçek olduğunu ortaya koymak için şimdi soruyoruz;

 

  • Neden 24. Kongre iradesinin almış olduğu kararı olduğu gibi yayınlamıyorsunuz?
  • Neden Kongre kararına uygun davranmıyorsunuz?
  • Soruyoruz size arkadaşlar! Bu kendi yollarında ya da 24.Kongre’de sunulan ve “saflarımızdan ayrılan işgalci unsurlar” ibaresiyle onaylanan önergede bahsi geçen bu arkadaşlar ATİK saflarından mı ayrılmışlardır?
  • Manipülasyon ve spekülasyonu mubah gören mantıklarla, hem Kongre delegelerinin ezici çoğunluğunun aklıyla dalga geçmek ve aynı zamanda kendi aklınızla dalga geçmek nasıl bir kitle örgütü çizgisinin ürünüdür?   Varsa bu konuda öğretici ve kavratıcı bir iksiriniz anlamaya çalışmaya da hazırız!

 

Ancak biz, kendimizi Özgür Geleceğin sözcüleri, yada bir İdeolojik örgütlenmenin sözcüleri olduğumuz gibi bir misyon belirlemiyoruz, DKÖ’leri ideolojik örgütlenmelerin arka bahçeleri veya tiyatro sahneleri olarak da görmüyoruz. Kafamız kumda, gövdemiz havada ama her açıklamamız Türkiye ve Türkiye Kürdistanı coğrafyasında değil! Sizin açınızdan böyle bir durum varsa, ki açıkça görülen budur, açıkça ifade ediyoruz ki, biz bu mantığı/mantıksızlığı ayağında pranga görüyoruz ve red ediyoruz! Soruna böyle bir yaklaşımı da, en iyimser ifadeyle çözümün değil, çözümsüzlüğün arayışı olarak görüyoruz. “Bizi bölmeye çalışıyorlar” diye 2 yıldır kıyamet kopartanların “zaten 10 Ocak’ta saflarımızı terk ettiler” diye tanımlamasını ve hatta bunu kongre kararı olarak oylatmada ki oldu-bitti tavırlarını sistem karşıtı olan Kitle Örgütlerine yakışık almayan bir hamlesi olarak görüyoruz. Bize göre sınıf mücadelesinde bu yaklaşımı bir zihniyetin ürünü olduğunu söylemeyi kendimize görev görüyoruz.

 

Bu elealış siyasi bir zihniyetin, yaklaşımın ürünüdür. Avrupa’da kurumumuz içinde yaşanan her sorunda Özgür Gelecek gazetesinin yangına benzinle gitme ve olayı daha da büyütme tutumu, Türkiye’deki bu neviden sorunlarda Avrupa sahasında da aynı yaklaşımla sürdürülmüştür. ATİK kongresinde de bu yansımasını bulmuştur. Delegelerimizin var olan gerginlik ortamında dinginleştirilmesi ve soğukkanlı hale getirilmesi gereken nabzı, adeta bilerek ve kasten “ajite” edilmiş, bu eksen ısrarlı tutumlar sürdürülmüştür. İşin bir başka “aymazlığı” ise ATİK web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden geliştirilmiştir. ATİK Konseyi ve ona bağlı Haber Komisyonu görevinin başındayken, ATİK sitesini darbe yaparak ele geçiren zihniyet, süreç içerisinde “yeni” ve korsan ATİK sosyal medya hesapları açmıştır. ATİK sitemiz, “DKÖ misyonuna uygun değil” bahanesiyle darbeci yöntemle gasp edilmiş, gasp edildikten sonra ise tek yanlı ve sözde eleştirilen(!) bir yayın politikası izlenmiştir. Şimdi gelelim aymazlığın doruk noktasına: ATİK 24. Kongresi’nde bir ilk yaşanarak “web sitesi ve sosyal medya hesaplarının yeni Konsey’e devredilmesi” önergesi. Darbeci zihniyetin kendini teşhirinde önemli bir önerge oldu bu kuşkusuz. Demokratik Merkeziyetçilik ilkemizi iğdiş eden, örgütsel bütünlüğü paramparça eden darbeci zihniyet zannediyor ki kendileri gibi art niyetli düşünüyoruz! Bundandır ki hesap şifrelerinin verilmesi “kongre iradesi” ile GARANTİ altına almak isteniyor. Bu önergeyi sunanlar şunu unutuyor; web sitemize el koyan, korsan sosyal medya hesapları açanlar sizlersiniz! Fakat biz bu kültürün ürünü değiliz! Sizin öğretmek, egemen kılmak istediğiniz bu kültüre karşı ilerici-devrimci kültürü her yerde uygulayacak, uygulatacak ve öğreteceğiz! (Ki Konseyimizin geçici süreliğine açtığı http://www.atikonline.org sitesi an itibariyle kendini fesh etmiştir.) Bu devrimci olmayan kültürü “KÜLTÜR DEVRİMİ” gibi büyük laflarla da argümante edemeyeceksiniz. Tarihin ve kitlelerin yakıcı gücü bu kültürünüzü mahkum edecek.

Bu siyasal zihniyeti biz 1994 sürecinden tanıyoruz. Bu zihniyet derneklerimizi, konfederasyonumuzu ve federasyonlarımızı paramparça etmiş bir zihniyettir. Çünkü her siyasi ayrışmada etkin ve egemen olduğu kitle örgütlerini parçalama pahasına bir hakimiyet kurma anlayışıdır bu. Kitle örgütlerinde farklı siyasal anlayışların o kitle örgütünü güçlendirerek, amaç ve hedefine kilitleyerek bir arada yürümeyeceğine inanan bir siyasi zihniyetten bahsediyoruz. Kitlelerin, farklı siyasi yaklaşımlarda olsa da o kitle örgütünde sabırla, tutkuyla ve inançla kendini gerçekleştirmesi ortak amaç ve hedef doğrultusunda yürümesine inanmayan, “az olsun ama benim olsun”, “dar olsun ama bana ait olsun” yaklaşımı sahipleridir bunlar. Ve bu oyun bir siyasal ayrışma sürecinde bir kez daha oynanıyor. Bu bir hastalıktır. Aynı sınıfsal, sosyal, kültürel, siyasal çelişkilere sahip kitlelerin aynı kitle örgütünde buluşmasını ortak devrimci-demokratik amaçlar yolunda birlikte çalışması ve ortak hareket etmesini bilince çıkaramayan zihniyettir bu. Bu uğurda son dört ayda ATİK içinde demokratik-merkeziyetçiliği parçalayarak siyasal kazanımlar elde etme, mevzi pekiştirme tutumuyla bu anlayış kendini açıkça gösterdi.

 

Bizler, bu anlayışa aşağıda imzası olan federasyon, komite delegeleri olarak meydan okuyoruz. Kitle örgütlerimizi bölemeyeceksiniz, 94’de başımıza gelen şeyin bir de sizin elinizle başımıza gelmesini sağlayamayacaksınız.

Özgür Gelecek gazetesi meselesinde sizin gibi düşünmediğimiz, sizinle tersi düşünceleri taşıdığımız bilinmektedir. Ancak bu yaklaşımımızı, kitle örgütlerimizdeki farklı tutum ve eğilimleri bildiğimiz için, o noktada gerginliği tırmandırmamak için deyim yerindeyse bu özel duruma kitle örgütlerini alet etmemek için sizin gibi tutum belirlemedik. Hala da öyle düşünüyoruz. Elimizde benzinle dolaşmadık. Kitle örgütlerimizin bu noktada kendi rolünü ve işlevini zayıflatacak bir konumlanışa sürüklenmesini istemedik. Ancak siz her aşamada aldığınız tavırları her platformda bir daha bir daha alarak adeta sorunu derinleştirmeye götürdünüz.

Ve evet meydan okuyoruz. KİTLE ÖRGÜTLERİMİZİ PARÇALATMAYACAĞIZ! Kitlemizin ortak amaç ve hedef doğrultusunda kitle örgütlerinde bir arada yürümesi iradesini yok edemeyeceksiniz. Şimdi Konsey’de iktidar değişimi oldu. Çoğunluk demek haklı olmak demek değildir. Yanlış anlayış ve tutumlara karşı devrimci çizgide kalarak, iki ülke federasyonu ve birçok komite olarak bu siyasal anlayışa karşı muhalefet edeceğiz. Kitle örgütünde nasıl bir muhalefet yapılacağını, örgüt bütünlüğünü sağlayarak süreci nasıl taşıyacağımızı GÖSTERECEĞİZ VE BUNU ÖĞRETECEĞİZ!

Kitle örgütlerimizi, ATİK’i parçalatmayacağız! Sizin kongremizde giriştiğiniz bu harekete ve devamında sanki bir protesto ile bir ayrılık yaşanmış havası estirme gayretinize karşılık alnımız ak bir şekilde söylüyoruz, buradayız, burada olacağız, inatla körleşen değil, ısrarla ilerleyen yolda işimizin ve görevlerimizin başındayız ve başında olacağız.

Bu eksende bir kez daha, YAŞASIN EMEK MEVZİSİ OLAN ATİK diyoruz.

YAŞASIN AYNI AMAÇ, HEDEF VE MÜCADELE İÇİN BİR ARAYA GELEN KİTLELERİN BİRLİĞİ VE ÖRGÜTLÜLÜĞÜ DİYORUZ.

23.Dönem Konsey ve Denetim Kurulu

ATİGF (Avusturya İşçi Gençlik Federasyonu) 15 Delege

İTİF (İsviçre Türkiyeli İşçiler Federasyonu) Delegeleri

ATİK Fransa  (Reims, Paris, Strasbourg) Delegeleri

Yunanistan ATİK Komitesi

Londra’dan ATİK üyeleri

Hannover, Ulm, Nürnberg, Duisburg, Stuttgart’tan ATİK üyeleri,

YENİ KADIN Avusturya

YDG Wörgl, İnnsbruck, Bern, Basel, Paris, Strasbourg, Reims Komiteleri ve çeşitli alanlarda ki Aktivistleri